15 Mayıs 2011 Pazar

Science


" Ignorance more frequently begets confidence than does knowledge: it is those who know little, not those who know much, who so positively assert that this or that problem will never be solved by science."
-­-Charles Darwin

Sensory Homunculus


Resimdeki arkadaşın adı Sensory Homunculus; her bir duyunun kortekste kapladığı alanın büyüklüğüyle orantılı bir beden yarattığımızda insan vücudunun neye benzeyeceğini gösteriyor. Görme, işitme, tatma, koklama… Hepsini toplasanız dokunma duyusunun kapladığı alanı kaplamıyor. Duyuların en yoğunlaştığı bölge ise el parmaklarımız; bir saç telini ayırt edebilecek hassasiyete sahip. Yani Kant boşuna, “El ileri uzanmış bir beyindir,” dememis.

BAŞYAZI


 
Yol zamanın bir fonksiyonu değildir.
Hız yolun zamana bölünmüş halidir.
İvme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez.
Yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir,
aksi durum yolda durmaktır.
Durmak sıkıcıdır.
Yolda durmak yolda olmak anlamına gelmez,
yolda durmak yolda durmak anlamına gelir.
Yolun bittiği yerde durulmaz.
Ya önce durulur ya durulmaz.
Bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar.
O sularda balık da vardır.
Yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak diğeri bej olabilir.
Su aktığı yerin rengine bürünmez.
Ama sana öyle gelebilir.
Ayrıca yol bitmez.
O Labirentin duvarıdır…
 
Kaan Caydamli


















Zeka fark yaratir..




“Paran kadar konuşursun” dedi, Birinci Adam.
“Öyle ya” dedi, İkinci Adam, “Zenginsen bütün ülke dinler; fakirsen anandan başkası duymaz.”
Üçüncü Adam imdada yetişti.
“Paranın değil zekânın elverdiği kadar konuşursun” dedi, sonra ekledi: “Zekâ, zengini ve fakiri eşitler. Zira zenginin de, fakirin de söylediği, karşısındakinin anlayabildiği kadardır. Farkı yaratan zekâdır.”

13 Mayıs 2011 Cuma

Eller ve Yalana dair..

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benzeyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

İnsanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
Halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik Adaları
ve benim memleketlilerim;

yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu.
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın…

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
ses yalan söylüyorsa,
söz yalan söylüyorsa,
ellerinizden başka herşey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Nazım Hikmet






11 Mayıs 2011 Çarşamba

aforizma

Toplumlar 3 kağıtla yönetilir.  

1-  kutsal kitaplar 
2-  kanunlar 
3-  para 

3 ü de kağıttır . Toplumlar durumuna göre bu üçlemeden çeşitli oranlarda verilerek kontrol edilmeye çalışılır.

conservatives



"Although it is not true that all conservati­ves are stupid people, it is true that most stupid people are conservative."

--John Stuart Mill